Bazı görevler vardır, makamın ağırlığını omuzlarında hissetmeyi gerektirir. Bazı meseleler vardır ki günü kurtaran açıklamalarla değil, geleceği planlayan bir anlayışla ele alınmalıdır. Bursa’nın afetlere karşı dirençli bir şehir hâline getirilmesi de tam olarak böyle bir meseledir.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın 13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nde kamuoyuna duyurulan Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi kapsamında ortaya koyduğu yaklaşım, bu açıdan dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.
Biba’nın belgeyi “Bursa’nın Afet Anayasası” olarak nitelendirmesi ve afet yönetiminde kriz sonrasına değil, riskleri önceden azaltmaya odaklanan bir anlayışı vurgulaması önemli. Çünkü deprem gerçeğiyle yaşayan Bursa’nın ihtiyacı, yalnızca afet anında müdahale eden değil, afet yaşanmadan önce sorumluluk üstlenen bir yönetim anlayışıdır.
Şahin Biba’nın mesajı net: Önce tedbir, sonra müdahale.
Yolların, köprülerin, kamu binalarının, altyapının ve yeşil alanların afet güvenliği perspektifiyle değerlendirilmesi, meselenin yalnızca inşaat ve şehircilik başlığına sıkıştırılmadığını gösteriyor. Afet güvenliğinin bütüncül bir kent politikası olarak ele alınması, Bursa’nın geleceği adına üzerinde durulması gereken bir yaklaşım.
Üstelik Biba’nın, afetle mücadelenin siyasi farklılıkların üzerinde tutulması gerektiğine dikkat çekmesi de ayrıca kıymetli. Çünkü deprem kimseye siyasi kimliğini sormaz. Afet kapıyı çaldığında hepimiz aynı şehrin insanlarıyız.
Bu nedenle Bursa’nın güvenliği konusunda ortak aklı esas almak, bilimsel verilerden yararlanmak ve kurumlar arasında iş birliğini güçlendirmek, herhangi bir siyasi tartışmanın ötesinde değerlendirilmelidir.
Önemli olan yalnızca bugünü değil, yarını da düşünmek.
Biba’nın yönetimler ve isimler değişse bile şehrin afet güvenliği yaklaşımının geriye gitmemesi gerektiğine ilişkin mesajı, kurumsal devamlılık açısından da anlam taşıyor. Bursa gibi büyük ve önemli bir şehirde afet hazırlığı, dönemsel bir çalışma değil, nesiller boyunca sürdürülecek bir kamu politikası olmalıdır.
Elbette bir beyannamenin gerçek değeri, uygulamaya geçmesiyle ortaya çıkar. Hedeflerin takvime bağlanması, kaynakların doğru planlanması ve çalışmaların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması, bu önemli girişimin başarısını belirleyecektir.
Ancak doğru bir hedef koymak ve bu hedefi kentin ortak gündemine taşımak da yönetim sorumluluğunun önemli bir parçasıdır.
Şahin Biba’nın açıkladığı yaklaşım, Bursa’da afet meselesinin daha kapsamlı ve uzun vadeli bir bakış açısıyla ele alınması bakımından önem taşıyor. Şimdi beklenti, bu iradenin belediyenin bütün birimlerine, ilçe belediyelerine ve şehrin tüm paydaşlarına yayılarak somut sonuçlar üretmesidir.
Bursa’nın güvenli yarınları için atılan her adım değerlidir. Hele ki söz konusu olan insan hayatıysa…
Şahin Biba’nın önüne koyduğu bu hedefin başarıya ulaşması, yalnızca bir belediyenin değil, bütün Bursa’nın kazanımı olacaktır.
Çünkü şehirleri büyütmek kadar, o şehirlerde yaşayan insanlara güvenli bir gelecek sunmak da yöneticiliğin temel sorumluluğudur.

