Son yıllarda Milli Eğitim ile içli dışlı olan nadir gazetecilerden biriyim. Çocuklarımın eğitim gördüğü okullar başta olmak üzere bir çok okulun sorunlarına çözüm bulma adına elimden gelen gayreti gösteriyorum.
Okul Aile Birlikleri'nde aktif görev üstleniyorum
Bu süreçte en çok görüştüğümüz isimler önce veliler ardından öğretmenler oluyor…
İşte son birkaç gündür takip ettiğimiz kadarı ile Milli Eğitim Bakanlığı yine bir dosyayı raftan indirdi.
Adı tanıdık: Öğretmenlere 12 yıl sonra rotasyon.
Dosya eski, tartışma yeni, sahadaki soru ise hep aynı:
Bu iş gerçekten eğitimi mi düzeltecek, yoksa sistemi ayakta tutan öğretmeni mi yoracak?
Önce hakkını teslim edelim.
Aynı okulda yıllarca kalan yapı, zamanla kabuk bağlıyor.
İlişkiler mesafesini kaybediyor, okul koridorları rutine teslim oluyor.
Rotasyon, kağıt üzerinde bakıldığında bu durağanlığı kıracak bir hamle gibi duruyor.
Bu minvalde hatırlatmakta fayda var okullarda görev yapan idareciler en fazla 4+ 4 görev yapıyor.
Fakat öğretmenler uzun süre hatta emekli olana kadar görev yapabiliyordu.
Ama gerçek olan ise eğitim, kağıt üzerinde değil; sınıfta yapılır.
Öğretmen, takvim yaprağı değildir.
"12 yıl doldu, hadi başka okula" denilecek bir memur da değildir.
Bir öğretmenin 12 yılda kurduğu sadece ders programı değil; bir hayattır.
Çocuğun okulu, eşin işi, kredisi ödenen ev, yaşlanan ana-baba...
Rotasyon masasından bakıldığında bunlar küçük detay gibi durur.
Ama öğretmenin omzunda hepsi ağır bir yüktür.
Madalyonun bir de diğer yüzü var.
O da;
Rotasyon herkese mi, yoksa her zamanki gibi "bazılarına" mı?
Türkiye'de asıl mesele karar almak değil, kararın kimlere uygulanacağı.
Eğer bu düzenleme yine “a” sendika üyesine farklı, “b” sendika üyesine farklı bir şekilde daha doğrusu istisnalarla delik deşik edilirse, adı rotasyon olur; soyadı ise torpil olur…
Bir tarafta bu gerçek var iken diğer tarafta ise bazı okulların da üzerine serpilmiş ölü toprağının atılması adına değişim bazen iyidir.
Ama değişim, zorla olursa gelişme üretmez.
Milli Eğitim'in yapması gereken şey basit ama cesaret ister:
Zorunlu değil, ödüllü rotasyon.
Sürgün gibi değil, planlı geçiş.
Misal ilkokullarda 12 sene dolmuş ise bile öğrencilerin mağduriyetini önleme adına öğrenciler mezun olana kadar rotasyon olmamalı…
Ceza gibi değil, vicdanlı bir düzenle işlemeli rotasyon.
Çünkü huzursuz öğretmen, motive öğrenci yetiştiremez.
Yorgun ve bitkin öğretmenden ilham çıkmaz.
Eğitim de; yönetmelik olmalı ama yapılan işinden gönülden olması da unutulmamalı…
Gönlü kırılan öğretmenle reform yapılmaz.
Sonra yine şaşırırız:
"Neden olmadı?" diye...
Bizden hatırlataması…


