Bugün 6 Şubat…
Takvimler bir kez daha durdu.
Ama soru şu: Sadece bugün mü duruyor?
6 Şubat’ı anıyoruz.
Peki ya Van?
Elazığ?
Düzce?
Gölcük?
Her birinin yıldönümünde birkaç cümle, birkaç paylaşım, birkaç siyah beyaz fotoğraf…
Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Biz de öyle sanıyoruz.
Oysa deprem, takvim yapraklarıyla sınırlı bir felaket değil.
Deprem, hatırladıkça değil; önlem aldıkça anlaşılan bir gerçeklik.
“İlerledik mi?” diye soruyorum kendime.
Cevap acı:
Bir arpa boyu yol bile yok.
Yapılan ne?
Yıkılanın yerine yenisini yapmak.
Peki ya yıkılmayan ama çürük olanlar?
Onlar ne olacak?
Yıkılmayı mı bekleyecek?
Bir gecede enkaza dönüşmeyi mi?
Yoksa akıl, bilim ve vicdanla güçlendirilecek mi, dönüştürülecek mi?
Deprem deyince aklıma ne mi geliyor?
Uykusunda uyanamayan bebekler…
Bir gecede anne-babasız kalan çocuklar…
Evlatlarını toprağa veren anneler, babalar…
Öksüzlük, yetimlik, yarım kalan hayatlar…
Bir gecede maddi varlığını kaybedenler bir yana,
manevi olarak çöken, bir daha eskisi gibi olamayan insanlar…
Hepsi bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor.
Ve her seferinde aynı cümle yankılanıyor içimde:
“Bu kader değil.”
Eğer gerçekten “bir daha olmasın” diyorsak,
Eğer gerçekten mutluluklar gelsin, güzellikler gelsin istiyorsak,
Eğer çocuklar güvenle uyusun, aileler sabaha korkuyla uyanmasın diyorsak…
O zaman sormak zorundayız:
Dönüşüm zamanı gelmedi mi?
Sadece binaların değil;
zihniyetin, ihmalkârlığın, günü kurtarma anlayışının dönüşüm zamanı gelmedi mi?
Depremi anmak kolay.
Bir dakikalık saygı duruşu, birkaç cümlelik mesaj…
Ama depremi anlamak,
bedel ödemeden önce önlem almak,
siyasi, ekonomik, bürokratik konfor alanlarını sarsmak cesaret ister.
Bugün yine anıyoruz.
Ama yarın ne yapacağız?
Eğer yarın da bugünün aynısı olacaksa,
eğer yine sadece yıldönümlerinde hatırlayacaksak,
o zaman bilmeliyiz ki
asıl enkaz betonun altında değil,
bizim ihmallerimizin altında kalıyor.
Artık anma değil,
hesaplaşma ve dönüşüm zamanı.
Depremi Anmak mı, Anlamak mı?
Bu makale 37 kere okunmuş.06 Şubat 2026, Cuma - 10:47

