ilhami16 @ gmail.com


Bursa…
Bir tarafı Uludağ, bir tarafı Marmara Denizi.
Kaplıcaları var, tarihi var, kültürü var.
Ama gelin görün ki turizmden aldığı pay, denizde bir damla su bile değil.
Peki neden?
Yıllardır aynı soruyu soruyoruz ama cevabı bir türlü icraatta göremiyoruz. Özellikle Bursa’nın en kıymetli sahil bölgelerinden olan Eskel ve Esence, kaderine terk edilmiş durumda. Oysa bu iki sahil, doğru bir planlama ile Sarımsaklı’ya alternatif, hatta Marmara’nın parlayan yıldızı olabilir.
Burada iş dönüp dolaşıp yerel yöneticilere geliyor.
Kıyı şeridinde yıllardır göze batan kaçak yapılar, plansızlık ve denetimsizlik bu bölgelerin önünü tıkıyor. O sahiller halka ait. İlk adım net olmalı:
➡️ Kıyılar işgalden arındırılmalı.
➡️ Sahil bandı düzenlenmeli, yürüyüş yolları, sosyal alanlar oluşturulmalı.
Ama iş sadece yıkmakla bitmez.
Asıl önemli adım, köy içlerinin canlandırılmasıdır. Eskel ve Esence’de yaşayan köylüler, doğru bir modelle kooperatifleşmeye teşvik edilirse, butik oteller, pansiyonlar, yerel lezzet durakları hayata geçirilebilir. Hem köylü kazanır, hem Bursa kazanır.
Bugün Ege’de yapılan neyse, Marmara’da da yapılabilir. Yeter ki niyet olsun, plan olsun, cesaret olsun.
Bu noktada Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e büyük görev düşüyor.
Eskel ve Esence, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla ele alınmalı.
Turizm sadece Uludağ’dan ibaret değildir. Deniz turizmi Bursa’nın üvey evladı olmaktan çıkarılmalıdır.
Unutmayalım…
Bursa deniziyle barışmadan, turizmde hak ettiği yere asla gelemez.
Eskel ve Esence bekliyor.
Bursa bekliyor.
Artık söz değil, icraat zamanı..