nilufer.ruzgar @ btu.edu.tr

 

Nepotizm, yani adam kayırmacılık, hem günlük hayatta hem iş hayatında son derece sıklıkla karşılaşılan bir durum bildiğiniz üzere.

Kavramın tanımına bakıldığında “akrabalara öncelik vermek” olarak ifade edildiği görülmektedir. Kayırmacılıkla eş anlamlı olmasa da bir alt tür olarak kabul edilmekte, insanlardaki içgüdü, yani kan bağının çekiciliği olan “keskin seçim” olarak da adlandırılmakta ve bu bağlamda makul ve bilinçli bir davranış olarak tanımlanmaktadır.

Nepotizm, Latince’de “yeğen” anlamına gelen “nepos” kavramından türetilmiştir. “Nepotismo” terimi ise, 14. ve 15. yüzyıllarda Papa’nın akrabalarının ve hatta gayri meşru çocuklarının çeşitli mevkilere atanmasını tanımlamak için kullanılmıştır.

Günümüzde nepotizm, gerek kamu kurumlarında gerekse özel kuruluşlarda ve sivil toplum kuruluşlarında kaçınılması gereken bir uygulama olarak görülmektedir. Bunun en büyük nedeni de, tercih edilmeyen, yani kayırılmayan çalışanların moral, motivasyon, sadakat, memnuniyet ve güvenlerinin azalmasıdır.

Nepotizm esas olarak işe alım ve terfi süreçleri için kullanılsa da “yeni nepotizm” olarak adlandırılan modern bir kavram da ortaya çıkmıştır yakın dönemlerde. Buna göre kişiler, ebeveynleri veya yakın arkadaşları ile aynı mesleği seçebilmekte veya aile ve yakın arkadaşlarının sunduğu fırsatlardan yararlanmak isteyebilmektedirler. Bu bağlamda da nepotizm’in film endüstrisi ve siyasi çevreler de dâhil olmak üzere Amerikan toplumunun çeşitli kesimlerinde etkin bir şekilde benimsendiği savunulmaktadır. Örneğin Albert Gore, George W. Bush, Jane Fonda, Michael Douglas ve Gwyneth Paltrow, başarılı ikinci nesil politikacı ve aktörler arasındadır.

Nepotizm’in çeşitli boyutları da bulunmaktadır elbette. Bunlardan ilki, favoritizm (favori kişinin kayırılması) olarak bilinmektedir. Favoritizm, “önyargı” anlamına gelmekte ve bir arkadaşa, meslektaşa veya tanıdıklara istihdam ve terfi gibi kararlarda ayrıcalıklar verilmesi anlamına gelmektedir. Yani kayırmacılık, bir kişi veya grup lehine hak ve adaletten sapma eğilimi olarak ifade edilebilmektedir.

Bir diğer boyut olan kronizm (chronism), eski ve samimi dost anlamına gelmektedir ve 17. yüzyılda Cambridge Üniversitesi öğrencileri arasında kullanılan “dostça” kelimesinden türemiştir. Kronizm, eski dostları nitelikleri ne olursa olsun belirli pozisyonlara getirmek olarak ifade edilmektedir. Bir de Örgütsel Kronizm vardır. Bu, “yönetim hastalığı” olarak bilinmektedir. Resmi prosedürler dışında, belirli çalışanlar için performans kriterleri veya kişisel ilişkiler gibi faktörlerden kaynaklanan, yöneticinin ayrıcalıklı yaklaşımı olarak tanımlanmaktadır.

Bir başka boyut ise, patronaj olarak adlandırılmaktadır. Çoğunlukla bir tür siyasi yolsuzluk olarak kabul edilen patronaj, bir yöneticinin örgütlerde nepotizm uygulamalarını gerçekleştirmesinin karmaşık bir yolu olarak ifade edilmektedir. Yani bir yönetici, güvendiği çalışanlarını yönetim pozisyonlarına getirir ve daha sonra onlardan arkadaş veya aile üyelerini işe almalarını ister. Böylece yönetici, sevdiği çalışanları en üst pozisyonlara getirdiği için tüm örgüte yayılma gücüne sahip olabilir.

Son boyut olarak ise karşımıza müştericilik (clientalizm) çıkmaktadır. Kavramın kökeni İngilizce “client” yani “müşteri”/”danışan”/”müvekkil” kelimelerinden gelmektedir. Müştericilik, farklı sosyal statüye sahip kişi veya grupların bir sosyal hiyerarşi içinde farklı konumlarda bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir kayırmacılık biçimidir. Sosyal hiyerarşide daha yüksek pozisyonlarda çalışan kişi ve/veya gruplar, daha düşük pozisyonlarda çalışan kişi ve/veya gruplara, yani, müşterilere yardım etme fırsatına sahiplerdir. Bu noktada kayırmacılık da bir tür patronaj ilişkisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sorauf'un da belirttiği gibi patronaj sistemi, yeteneksiz ve tecrübesiz kişilerin bazı üstler ve yöneticiler tarafından işe alındığı ve ardından siyasi gelişmelere bakılmaksızın ayrıcalıklı bir görüş verildiği “plansız bir liyakat” sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Adaletli bir Dünyada yaşamak dileği ile

Sevgiyle kalın,

Dr. Nilüfer Rüzgar