nilufer.ruzgar @ btu.edu.tr

Merhaba Sevgili Manşet 16 Okuyucuları,

Yaklaşık 9 aydır Covid-19 ile sınavımız devam etmekte. Ancak üzücü olan sadece ülkemizde değil hemen hemen tüm dünya ülkelerinde bu sınavın git gide zorlaşmakta olduğu ve daha da acısı milyarlarca insan olarak hiç de başarılı öğrenciler olmadığımızın ispatlanmış olması..

Bu sınavı başarıyla atlatanlar da var elbet. Misal Avustralya. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen bir spor müsabakasını binlerce kişinin aynı eski günlerde olduğu gibi tribünlerde omuz omuza izleyebilmiş olması herkesi mutlu ederken bir yandan da derin bir imrenme duygusuna sebebiyet verdi. Avustralya ve birkaç ülke daha en ön sırada oturup can kulağıyla her şeyi dinleyip tekrar edip uygulayan çalışkan öğrenciler olurken bizler de umursamaz ama bir o kadar da kıskanç arka sıra sakinleri olarak ne olacak bizim akıbetimiz diye dertlenmeye ve eş zamanlı olarak da gıpta etmeye devam ediyoruz..

Bu vurdumduymazlığımız devam ettiği sürece, yani maske takmayı reddettiğimiz, covid tanısı konmuş tanıdıklarımıza geçmiş olsun ziyaretinde bulunduğumuz, maskemiz yokken ağzımızı yaya yaya kahkaha atıp üzerine öksürük aksırık krizlerine girip ellerimizi hem mendil hem çatal-bıçak hem de “mesafe bizi bozar” mottosuyla sevgimizi/samimiyetimizi göstermek üzere dokunma aracı olarak kullandığımız sürece covidin tek geçişi karşımızdakinden bize bizden de diğerlerine şeklinde olmaya devam edecek.

Bu kadarla kalsa yine iyi. Yolda yürürken kasıtlı olarak karşıdan gelen kişinin yüzüne öksürenler ve çıtayı daha da yükseltip tükürenler de görüp duydu bu gözler kulaklar. Covid gören masumlar olarak Allah’a emanet yaşar hale geldik.. Çevremizde bu insanlar olduğu sürece de bu durum pek değişecek gibi durmuyor. Tabi bu bahsettiğim örneklerde covidin yanısıra ona eşlik eden farklı virüs ve bakterilerin de karşı tarafa neşe içinde nüfuz ettiğini düşündüğümüzde bu illetin yayılmasına sebebiyet veren yarasanın bile bu kadarını tahmin edemeyip olanları şaşkınlıkla izlediğine hiç şüphem yok.

Vel hasıl sevgili okuyucular, geçmişte uçan arabalarımızın olacağını hayal ettiğimiz bu yıllarda ellerimizi nasıl yıkamamız gerektiğine dair makaleler okuyup videolar izliyorsak, kolonyanın içmek için değil elimize yüzümüze sürüp dezenfekte olmak için olduğunu öğreniyor ve öğretiyorsak, eğlence anlayışımız da yoldan geçenlerin yüzüne öksürüp onları korkutmaksa, bu devran böyle sürer gider. İnsanımızın en çok sevdiği şakalardan biri tanıdıklarının üzerine tam gaz araba sürerek korkutup bu durumdan hunharca eğlenmekken şimdi tüm dünya insanları birbirini covid bulaştırma teknikleriyle korkutur ve içten içe eğlenir hale geldi.

Covidden kurtuluruz belki ama farklı rahatsızlıkların salgınların ve dahası bunlardan kaynaklı psikolojik problemlerin sürekliliğinin devam edeceği gün gibi ortada.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın,

Dr. Nilüfer RÜZGAR